Bin yıllık Türk-İslâm târihinde; Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında aşağıdaki sözlükte bulunan “Uydurukça” kelimeler yoktu!...

Bugün de Türkiye hâriç, Türk Dünyasının hiçbir yerinde, bu kelimelerin hiçbirisi kullanılmamaktadır!...

UYDURUKÇA - TÜRKÇE SÖZLÜK

A B C Ç D E F G H I İ K M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Uydurukça Türkçe
kaçınık münzevî, köşesine çekilmiş
kaçınmak imtina etmek
kadın büyükelçi sefîre
kadın öğretmen muallime
kadın yönetici müdîre
kakınç öfke, kızgınlık
kakışık nefret
kakışma nefret etmek
kaldıraç manivela
kalım bekâ
kalımlı bâkî, pâyidar
kalımlılık bekâ, pâyidarlık, ölümsüzlük
kalımsal ebediyete dâir
kalımsız fâni
kalımsızlık fânilik
kalıntı bakıye
kalıt miras (huk.)
kalıtçı vâris, mirasçı (huk.)
kalıtçılık verâset, mirasçılık
kalıtım irsiyet, verâset (huk.)
kalıtımsal irsî (tıp)
kalıtsal irsî (tıp)
kalkışma isyan, başkaldırma
kalkışmak isyan etmek, başkaldırmak
kamu amme, resmî
kamu görevlisi devlet memuru
kamu hukuku amme hukuku
kamu konutu resmî mesken, lojman
kamu kuruluşu resmî daire, devlet dairesi
kamu soruncası amme davası
kamu türesi amme hukuku
kamu yararı amme menfaati
kamu yönetimi amme idâresi
kamul müşterek, ortak
kamulaştırma istimlâk
kamulaştırmak istimlâk etmek
kamun nahiye
kamuoyu umumî efkâr
kamusal resmî
kamusal alan resmî saha
kamutay meclis
kanı kanaat, rey, fikir
kanıklık kanaatkârlık
kanıksamak aldırış etmemek, alışmak
kanıt delil, ispat
kanıtlamak ispat etmek
kanıtlı delilli, ispatlı
kaplam şümûl, kaplama
kapsam şümul, muhteva
kapsama ihtivâ, şâmil olma
kapsama alanı ihata sahası
kapsamak ihtivâ etmek, şâmil olmak, teşmil etmek
kapsamlı şümûllü, muhtevâlı
kapsamsız şümûlsüz
kapsar şâmil, içine alan
kapsatmak teşmil etmek
kapsayan şâmil
karalama müsvedde
karasal kara ile alakalı
karşı duygu antipati
karşı olum muhalefet
karşı oy aleyhte rey, muhalif rey
karşıcı muhalif
karşın rağmen, mukâbil
karşınlık muhalefet
karşısav antitez, karşı tez
karşıt zıt, muhâlif, aleyh
karşıtçı aleyhtar, muhalif
karşıtı zıddı, aksi, muhâlifi
karşıtlam mukâbele, antitez
karşıtlık tezat
Kasım (ay) Teşrinisâni, İkinci teşrin
kasınç kramp
kaslı adaleli
katılımcı iştirak eden, katılan
katkı ilave
katkılı ilaveli
katman tabaka
katmanlaşmak tabakalaşmak
katmanlı tabakalı
kavram mefhum
kavramsal mefhumî, mefhuma dair
kavrayış anlayış, sürat-i intikal
kayra lütuf, ihsan, âtıfet
kayşa heyelan
kazançbilim ekonomi, iktisat
kazançsal ekonomik, iktisadi
kazanım elde edilen, kazanılan, müktesep hak
kazıbilim arkeoloji
kazıbilimci arkeolog
kazım hafriyat
kent şehir
kentcilik şehircilik
kentleşmek şehirleşmek
kentli şehirli
kentsel şehirle ilgili, şehre dair
kentsel dönüşüm şehir ıslâhı, imârı, tâdilatı
kentsoylu asilzâde
kentsoyluluk asilzâdelik
kesenek âidat
kesin kat'î
kesinleşmek kat'îleşmek
kesinlik kat'iyyet
kesinlikle muhakkak, kat'î olarak
kestirim tahmin
kestirmece tahminî
kestirmek tahmin etmek
keşikleme münâvebe
kılgı pratik, amel, tatbikat
kılgılamak tatbik etmek
kılgın tatbikî
kılgısal amelî
kınamsımak muâheze etmek, tenkit etmek
kınav faaliyet
kıpı lahza, an
kıran âfet
kırsal kır, kırlık
kısak muhtasar, hülasa
kısır döngü fâsit dâire
kısıt sınır, tahdid
kısıtlamak tahdid etmek, sınırlamak
kısıtlı mahdud, sınırlı, mahcur
kısıtsız sınırsız
kışkırtı tahrik
kıya cinayet
kıyacı câni
kıygın mağdur, mazlum
kimi bazı
kimi kez bazı, bazen
kimi zaman bazen
kimlik hüviyet
kimyasal kimyevî
kip sîga (dilb.)
kişisel şahsî, ferdî
kişisel veriler şahsa ait bilgiler
kişiselcilik şahsîcilik
kitlesel kitle halinde, toplu
kokusal koklamaya dair
komut emir
komuta kumanda
konu bahis, mevzû
konukevi misafirhane
konum mevkî, mekan
konum at mekan- mevkî- adres bildir
konuşlandırmak mevzilendirmek
konuşlanmak mevzilenmek, siperlenmek
konuşma özürlü dilsiz, lâl
konuşmacı hatip
konuşu sohbet
konut ikâmetgâh, mesken
korunç sigorta
koşa paralel, muvâzi
koşul şart
koşullandırılmak şartlandırılmak
koşullandırmak şartlandırmak
koşullanmak şartlanmak
koşullar şartlar
koşullu şartlı
koşulsuz şartsız
koşun saf, sıra
koşut paralel, muvâzi
koşutluk paralellik
kovumsama istiskal, aşağılama, yüz vermeme
kovuşturma tâkibat, tahkikat (huk.)
köken menşe, kaynak
köksel kökle alakalı
kökten esaslı
köktenci radikal
köktencilik radikalizm
kural kâide
kuralcılık kâidecilik
kurallaşmak kâideleşmek
kurallaştırmak kâideleştirmek
kurallı kâideli
kuralsız kâidesiz
kuram nazariye, teori
kuramcı nazariyeci, teorisyen (fels.)
kuramlar nazariyat
kuramsal nazarî, teorik
kurgu tasarlanmış
kurgulamak tasarlamak
kurgusal tasarlanmış
kurmay erkân-ı harp
kurtulmalık fidye
kurul heyet
kurultay şûrâ
kurum müessese, şirket
kurumlaşmak müesseseleşmek
kurumsal müesseseye âit
kurumsallaştırmak müessese haline getirmek
kuşak nesil
kuşaksal nesile ait, nesile dâir
kuşatma muhâsara
kuşatmak muhâsara etmek
kuşku şüphe, endişe
kuşkucu şüpheci
kuşkuculuk şüphecilik
kuşkulanmak şüphelenmek
kuşkulu şüpheli
kuşkusuz şüphesiz
kutsal mukaddes, mübârek, kudsî
kutsallaşmak mukaddesleşmek
kutsallaştırmak mukaddesleştirmek
kutsallık kudsiyet
kutsama takdis
kutsamak takdis etmek
kuzey şimâl
kuzeysel şimâlî
küresel cihanşümûl, âlemşümûl
küşüm şüphe
küşümcülük şüphecilik
küşümlenmek şüphelenmek