Bin yıllık Türk-İslâm târihinde; Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında aşağıdaki sözlükte bulunan “Uydurukça” kelimeler yoktu!...

Bugün de Türkiye hâriç, Türk Dünyasının hiçbir yerinde, bu kelimelerin hiçbirisi kullanılmamaktadır!...

UYDURUKÇA - TÜRKÇE SÖZLÜK

A B C Ç D E F G H I İ K M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Uydurukça Türkçe
gecikmeli tehirli
geçegen geçici, muvakkat
geçenek geçit, koridor
geçimsel iktisadî
geçinge bütçe
geçinmelik nafaka
gelecek istasyon müteakip istasyon
gelenek an'ane
gelenekçilik an'anecilik
geleneksel an'anevî, örfî
gelgit med-cezir (coğ.)
gelişim inkişaf, neşvünemâ, tekâmül
genel umûmî
genel bağışlama umumi af
genel müdür umum müdür
genel yazman umumi katip
genel yetenek umûmî kabiliyet
genelge tamim
genelkurmay başkanlığı erkân-ı harbiye riyâseti
genelleme umûmîleştirme
genellemek umûmîleştirmek
genelleşmek umûmîleşmek
genelleştirmek umûmîleştirmek
genellikle umûmîyetle
geniş kapsamlı şümullü, ihatalı
gensoru istîzah
gerçek hakikat
gereç malzeme
gerekçe mûcib sebep, esbâb-ı mûcibe
gerekseme ihtiyaç duyma
gereksemek ihtiyaç duymak
gereksinim ihtiyaç
gereksinme muhtaç olma
gereksinmek muhtaç olmak
geri dönüşlü iadeli taahhütlü
geri dönüşümlü iadeli
gerilim cereyan, tansiyon
getirim gelir, rant
gezegen seyyâre
gezgin seyyah, turist
gezginci seyyah
gezim seyahat
gezimsel turistik
gezmen seyyah, turist
girişim teşebbüs
girişimci müteşebbis
girişimcilik müteşebbislik
giysi elbise
giz sır
gizem sır, esrar
gizemci mistik, mutasavvıf
gizemcilik mistisizim, tasavvuf
gizemli esrârengiz
gizemsel mistik, tasavvufî
gizil kabiliyet, güç, potansiyel
gizmen ajan
göçmen muhâcir, göçer
gökbilim astronomi
gökbilimci astronom
gökçeyazın edebiyat
göksel semâvî
gömü define
gömüt mezar, kabir
gömütçü mezarcı
gömütlük mezarlık, kabristan
gönderim havale
gönderme atıf
gönenç refah
gönençli müreffeh
gönendirmek sevindirmek
gönenmek refaha kavuşmak
gönenmiş müreffeh, refah içinde olan
görece izâfî, itibarî
görececi izâfiyetçi (fels.)
görecelik izâfiye (fels.)
göreli izâfî, rölatif
görelilik izâfet, izâfiyet, rölativite
görev vazife, iş
görevdaş vazife arkadaşı
görevlendirmek vazifelendirmek
görevli vazifeli
görevsiz vazifesiz
görevsizlik vazifesizlik
görgü tanığı şâhit
görgül ihtibârî, tecrübî, müşahedeli
görkem ihtişam
görme özürlü âmâ, az gören
görsel görmekle alâkalı
görsel yayın radyo, TV, internet
görsü hayal
görü manzara
görüm görme kabiliyeti
görünç temaşa
görüngü hissedilen şey
görüngücülük hâdisecilik, hâdisiye
görüntü hayal, manzara
görünüm manzara, vizyon
görüş uzaklığı görüş mesafesi
görüşme müzakere
görüşmeci ziyaretçi
görüşücü ziyaretçi
gösterge müş'ir
gösteri nümâyiş
gövdesel bedenî
gözaltı nezâret
gözetim nezâret
gözetmen gözetici, gözeten, gözleyen, kontrol eden
gözlem rasat, müşâhede
gözlemci müşâhit
gözlemevi rasathâne
gözlemlemek müşâhede etmek
gücem icbar, zor
gücemleme cebren, zorla
gücemlemek icbar etmek, zorlamak
gücemli mecburi
gücemli olarak mecburen
gücemlik mecburiyet
gücemsel mücbir, icbarlı
güdü sebep, sâik, vâsıta
güdüm sevk, gütme
güdümlü sevk edilebilen
güldürmen muzip, mizahçı
güldürü mizah, komedi
gülmece mizah
gülüntü betim karikatür
gülüntü çizimci karikatürist
gülüt mizahî sözler
günce hâtıra defteri, günlük
güncel günlük, aktüel
güncelleşmek aktüel olmak
güncelleştirmek aktüelleştirmek
güncellik günlük, aktüalite
gündem güne ait, günle ilgili
güney cenup
güneysel cenûbî
güven mektubu itimatnâme (siy.)
güvence teminat
güvenç itimat
güvenlik emniyet, âsâyiş