Bin yıllık Türk-İslâm târihinde; Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında aşağıdaki sözlükte bulunan “Uydurukça” kelimeler yoktu!...

Bugün de Türkiye hâriç, Türk Dünyasının hiçbir yerinde, bu kelimelerin hiçbirisi kullanılmamaktadır!...

UYDURUKÇA - TÜRKÇE SÖZLÜK

A B C Ç D E F G H I İ K M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Uydurukça Türkçe
bağdaşık tek tip, mütecânis, homojen
bağdaşım insicam
bağdaşmak anlaşmak, imtizac etmek
bağı sihir, büyü
bağıl izâfî, itibârî, nisbî
bağıl nem nisbî nem, nisbî rutûbet
bağıllık izâfiyet
bağım tâbiiyyet
bağımlı müptelâ, düçâr, tâbi
bağımlı olmak müptelâ olmak, düçâr olmak
bağımlılık tâbiiyyet, iptilâ
bağımsız serbest, müstakil, hür
bağımsız bölüm müstakil kısım
bağımsız konut müstakil mesken, mekân, ev
bağımsızlık istiklâl, hürriyet, müstakillik, azatlık
bağıntı nisbet, izâfet, münâsebet
bağıntıcılık izâfiye (fels.)
bağıntılı izâfî
bağıntılık izâfiyet (fels.)
bağıntısal izafî, nisbî
bağışık muaf
bağışıklık muâfiyet
bağıt akit
bağıtlamak akdetmek
bağıtlı taahhütlü
bağlaç bağlama edatı (dilb.)
bağlak son söz, hâtime, netice
bağlam meyan
bağlantı irtibat
bağlaşık müttefik, birleşik
bağlaşıklık ittifak, birleşme
bağlaşma ittifak, birleşme
bağlaşmak ittifak etmek, birleşmek
bağlılaşım münâsebet, illiyet
bağnaz mutaassıp, fanatik
bağnazlık taassup, fanatiklik
bakaç dürbün
bakan vekil, nâzır
bakanlar kurulu vekiller heyeti
bakanlık vekâlet, nezâret
bakı el ayası
bakıcı falcı
bakışım simetri
bakışımsızlık asimetri
basçık merdiven
bası baskı
basıcı nâşir
basılı matbû
basımcı matbaacı
basımcılık matbaacılık
basımevi matbaa
basın matbuat, gazete, neşriyat
basınç tazyik
baskı yönetimi istibdat
başat hâkim, üstün, dominant
başatlık hâkimiyet, dominantlık, üstünlük
başbakan başvekil
başbakanlık başvekâlet
başdenetmen başmüfettiş
başkaldırmak isyan etmek
başkan reis
başkent başşehir, pâyitaht
başlık serlevha, manşet, antet
baştanımaz eşkıya, şakî, anarşist
başvurak merci
başvurmak müracaat etmek
başvuru müracaat
başyapıt şâheser
başyazar sermuharrir, başmuharrir
başyazı başmakale
başyazman başkâtip
batı garp
batılı garplı
batkı iflas, batma
batkın müflis, iflas eden kimse
batkınlık iflas
bay bey
bayan hanım
bayan doktoru nisaiye hekimi
bayan öğretmen muallime
bayındır mamur, imarlı
bayındırlık umran, mamurluk, imar, nafia
bayındırma imar
bayrılık kıdem
beğence takriz
beğeni zevk, takdir
bekinme ısrar
bekleme yapmayanız beklemeyeniz
beldek alâmet
belge vesika, delil
belgelemek vesikalandırmak
belgelik arşiv
belgesel dokümanter, vesikalı
belgi işaret, remiz, şiar
belgin açık seçik, sarih
belgisiz gayri muayyen
belgit senet
belgitleme ispat
belgitlemek ispat etmek
belirgin bâriz, net, âşikâr
belirim meydana çıkma, açığa çıkma
belirlemek tayin etmek, tespit etmek
belirli muayyen
belirme tecessüm, tezahür, tebellür
belirmek tezahür etmek
belirteç zarf (dilb.)
belirti alâmet, işaret, emâre, semptom
belirtke amblem, marka
belit apaçık, düzgün, fasih
belkili muhtemel, ihtimalî
bellek hafıza
bellek yitimi hafıza kaybı
belleksel hafızavî
bellem hafıza kabiliyeti
belletmen belletici, öğretici
bencil egoist, hodkâm
benimlemek kabullenmek
benlik yitimi buhran, depresyon
benzek nazîre
benzeş nazîre
benzet taklit
benzetçi mukallit, taklitçi
benzeti teşbih, benzetme
berkitme takviye
berkitmek takviye etmek, tahkim etmek
besin gıda
beti mektup, şekil, figür
betik kitap
betikçi kâtip
betim tasvir
betimlemek tasvir etmek
betimsel tasvirî
betisel şekle dair
bezek süs, ziynet
bezeksel tezyinî
bezem dekor
bezemlemek dekore etmek
bezemsel dekoratif
bırakım grev
bırakımcı grevci
bırakışma mütareke, silah bırakma
bırakıt tereke, miras (huk.)
biçem üslûp, tarz, stil
biçimbilim morfoloji
biçimsel şeklî
bildirge beyannâme
bildiri beyannâme
bildirim beyannâme, tebliğ, tebligat
bildirmen muhabir
bilecen ukala
bileduyuş sempati
bileşik birleşik, mürekkep
bileşim sentez, terkip (kim.)
bileşimli sentetik
bileştirme terkip
bilgen çok bilen
bilgilik ansiklopedi
bilgisel bilgi ile alakalı
bili bilgi
bilim ilim
bilim dışı gayrı ilmî
bilimsel ilmî
bilimtay akademi
bilinç şuur
bilinç yitimi şuur kaybı
bilinçaltı şuur altı
bilinçdışı şuur dışı
bilinçlendirmek şuurlandırmak
bilinçlenmek şuurlanmak
bilinçli şuurlu
bilinçsel şuurla alakalı
bilinçsiz şuursuz
bilirkişi ehlivukuf
bilisiz cahil, bilgisiz
bilişsel bilmekle alakalı
bilseme tecessüs, merak
bindirim zam, artış
bindirimli zamlı
birey fert, şahıs, kişi
bireyci ferdiyetçi
bireycilik ferdiyetçilik
bireysel ferdî
bireyselleştirme şahsîleştirme, ferdîleştirme
bireysellik ferdîlik
birikim tasarruf, müktesebat
birim ünite
birincil ilk, evvel, aslî
bitek münbit, verimli
biteklik verimlilik
bitey nebâtat, bitki örtüsü, flora
bitim son, hitam
bitimli fâni, sonlu
bitimsiz ebedî, sonsuz, neticesiz
bitki nebât
bitkibilim botanik, nebâtat ilmi
bitkicil otobur
bitkisel nebâtî
boğumlanma telaffuz
boğunç bunalım, buhran
boş inan hurâfe, bâtıl itikat
boylam tûl (coğr.)
boyuncak kolye
boyut buud
boyutlar ebad
bozut fesat
böcekcil böcekyiyen
böle cüz
bölge mıntıka
bölgesel mevziî, mahallî
bölümce tefrika, paragraf
bölümlemek tasnif etmek
bölümsel kısmî
bölünç taksit
bölüngü tasnif, kısım, parti
bölüntü hizip
budun kavim
budunbetim kavmiyyat, etnografya
budunbilim etnoloji, ırkiyat
budunbuyrun demokrasi
budunsal kavmî, etnik
bulaş sirayet, bulaşma (tıp)
bulgu keşif, işaret
bulgulamak keşfetmek
bulunak adres
bulunç vicdan
bulunçsal vicdanî
bulunçsuz vicdansız
burgaç türbülans
buyrultu emirnâme, talimat
buyrum irade
buyrumlu iradeli
buyurgan âmir, emreden, despot
buyurganlık diktatörlük, despotluk
buyurman âmir
büğet set, bent
büküntü viraj
bütüncül şümullü
bütünleme ikmal
bütünleme sınavı ikmal imtihanı
bütünlemeye kalmak ikmale kalmak
büyükelçi (kadın) sefîre
büyükelçilik binası sefârethâne