
Sovyetlerin çöküşüyle birlikte büyük ölçüde ortadan kalkmış olan Azerbaycan’ın ordu anlayışı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin desteği ve askerî stratejileriyle yeniden inşa edildi.
İşgal sonrasında Karabağ’dan mecburen göç etmek zorunda kalan Azerbaycanlıların ömürleri büyük zorluklarla geçti. Çadır evlerde, ekmeksiz, susuz ve ağır şartlar altında hayat mücadelesi verdiler.
Türkiye’nin Kızılay’ı, o zor günlerde bu insanların ekmeği, suyu oldu. İnsani yardım dernekleri ve vakıfları, savaşta anne ve babasını kaybeden yetim ve öksüz çocuklara ana baba oldu. Siyasi partileri, siyasetçileri ve bürokratlarıyla Türkiye, Azerbaycan’la yakından ilgilendi. TBMM’de Azerbaycan’ın hakkı ve hukuku savunuldu.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanları, Azerbaycan ordusundaki asker-komutan ilişkisini doktrinsel anlamda değiştirdi. Sovyet sistemindeki askere yapılan muameleyi bilenler, ne söylemek istediğimi gayet iyi anlıyor.
Hatırlıyoruz; TSK’nın Azerbaycan ordusunun yeniden yapılandırılması için gönderdiği komutanların Azerbaycan askerine ilk öğrettiği şeylerden biri, savaş sürecini yönetme kabiliyeti ve liderliğin düsturuydu. Azerbaycan’ın genç askerleri bunu büyük bir gururla herkese anlatırdı.
Azerbaycan ordusunun Karabağ’daki zaferinin temelinde yatan doktrin değişimini, bağımsızlıkla birlikte başlayan Türkiye desteği ve etkisiyle beraber analiz etmeliyiz.
Ve elbette siyasi irade…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, geçmişten gelen bu birikimi şahlandırdı. Zafere giden yolda, sürekli olarak “Gardaşım” diye hitap ettiği İlham Aliyev’le birlikte hareket etti. Tek yumruk olarak, her platformda Azerbaycan’a verdiği kesintisiz destekle, görünen ve görünmeyen nice planlamayla bu sürecin içinde yer aldı.
Millî hafıza ve tarih, bunları unutmadı, unutmayacaktır.
Azerbaycan ve Türkiye’nin bütün kurumsal yapıları; Dışişleri Bakanlığından MİT’e, TSK’dan İletişim Başkanlığına kadar bütün kurumlar, Azerbaycan’daki muhataplarıyla birlikte, bu manevi bağın ışığında hareket etti. Böylece millî irade zaferle taçlandı...
Evet, Türkiye 1990’lı yıllardan itibaren Azerbaycan’a destek oldu. Fakat bu desteğin en parlak döneminin Erdoğan ve Aliyev dönemi olduğunu, bu birliktelikten de zaferin doğduğunu tarih kitapları muhakkak yazdı ve yazmaya devam edecektir.
Bu ruh, bu kan aynı kandır…
Çanakkale ve Batum savaşlarında, Kurtuluş Savaşı döneminde de Türkiye’yi kendi kanı, canı bilen binlerce Azerbaycan Türkü vardı. Bugün de darda, zorda ve mutlulukta kardeşinin yanına koşan Azerbaycan Türkü profili aynıdır.
1918’de Konya’dan, Bursa’dan, Halep’ten ve İstanbul’dan Bakü’ye, Gence’ye ve daha nice şehre Ermeni ve Bolşevik çetelerine karşı mücadele etmek için gelenler de; Çanakkale’de kardeşinin darda olduğunu düşünerek yardıma gitmesi gerektiğini söyleyen Şamahı, Gence ve Nahçıvan Türklerinin Kurtuluş Savaşı’na destek için yola çıkan evlatları da aynı ruhun temsilcileriydi... Aynı kan, aynı dil, aynı din, aynı ruh…
Bu zafer, Azerbaycan’ın şanlı tarihi kadar, Türkiye başta olmak üzere bu zaferle ağlayan, sevinen ve elinden gelen her türlü desteği veren kardeşliğin de zaferidir.
Zaferin mübarek olsun, can Azerbaycan!