''Lazkiye’de iken Nusayrîler ile uğraşmak belli başlı işlerimizin arasına girmişti. Sultan II. Abdülhamid zamanında, Nusayrîleri gittikleri yoldan çevirmek ve kendilerine ehl-i sünnet mezhebi kabul ettirilmek için, bizzat padişah tarafından pek çok emekler sarf edilmişti. Bu meyanda, Nusayrî köylerinde camiler yaptırılmış, mektepler açılmış ve Nusayrîlerin isimleri nüfus defterlerine Hüdaî olarak geçirilmişti.
Ben Lazkiye’ye vardıktan on on beş gün sonra Nusayrî dağlarından inen bir heyet nezdime geldi. Bunlar, verdikleri arzuhalde:
“Biz Hüdaî ismini kabul etmiyoruz. Bu kelime, nüfus defterlerine rızamız olmadan yazılmıştır. Kayıtları tashih ettirerek adlarımızı Haydarî şekline çevirtiniz. Zira biz, İmam-ı Aliyyü’l-Murtaza, Haydar-ı Kerrar’a mensubuz” diyorlardı.
Onların bu iddiasının tetkikini, ileride icabı düşünülmek üzere münasip bir zamana bırakmış idim.
Geçen cihan harbinden sonra vukua gelen büyük tebeddüller sırasında malûm olduğu üzere, Fransızlar Suriye mandasını aldılar, ''Nusayrîlere'' mahsus olmak üzere ''Aleviyye'' namıyla ayrı bir hükümet teşkil ettiler.''
Kaynak: Hatıralar - Mehmed Ali Aynî