B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. Balkan harbinde beş ay süreyle Kadırga hastanesinde hastabakıcılık yaptılar. İsmi geçen bu kız talebeler, 2 Kasım 1913 tarihinde “Müdafa-i Milliye Cemiyeti”ne, “Şimal Türk talebeleri” imzalı bir mektup gönderdiler. Bu mektupta; İstanbul’da hanımlar arasında bir heyet kurularak yardım toplanması ve konferanslar verilmesi teklif edildi. Bu mektup üzerine, Mahmut Muhtar Paşa’nın hanımı Prenses Nimet Muhtar Hanım himayesinde, 15 Şubat 1913 “Dar-ül Fünun” konferans salonunda bir toplantı yapıldı.
Bu toplantıda Ümmü Gülsüm Kemalova İslam tarihindeki kadınların örneklerini vererek şunları söyledi: “Vatan ve millet yolunda erkekler ile muharebeye gidip can veren, erkekleri gayrete getiren, onların hizmetinde bulunan eski İslâm kadınlarını, büyük anamız Hazreti Âişe’yi hatırımıza getirelim, onlardan ibret alalım. Biz Müslüman kadınları da bugün kendimizin varlığını gösterelim. Düşman ayakları altında çiğnenen aziz kardeşlerimizin kemik şakırtıları kulaklarımıza kadar geliyor, onların mazlum gölgeleri, geceleri rüyama giriyor. Hepsi de ‘intikam, bizi unutmayınız!’ diye bağırıyorlar... Bu hâlde hanımefendiler, nasıl oluyor da biz evlerimize kapanıp, vaktimizi sükût içinde geçirmeye vicdanımız müsaade ediyor!”
Fehime Nüzhet de, yine dinî duygularla hitaben: “Sultanlar, hanımefendiler, veriniz. Vatan için veriniz, din için veriniz. Kilise olan camilerin, yıkılan minarelerin, susturulan ezan seslerinin, yırtılan ırzların, dökülen kanların, çiğnenen toprakların intikamlarının alınması için veriniz. Mal Hatun size bakıyor. Herkesi esaretten kurtaran dinimizin esir olduğunu görmek için mi bekliyorsunuz? Veriniz Allah rızası için, Peygamber rızası için veriniz!..” diye feryat etmektedir.
Naciye Hanım ise, bunun sadece Türklerin meselesi olmadığını, bütün İslâm âlemi için bir problem olduğunu vurgulamıştır: “Bugün İslâmiyet için hakiki bir kıyamet var. Biz Rumeli’deki facialara karşı kayıtsız kalırsak, bütün İslâm âleminin bir sığınağı olan saltanat tahtını da tehlikede bırakırsak, o zaman Müslümanlığın dayanağı neresi olur?”
Toplantı sonunda “Müdafa-i Milliye” yardım kutularından dokuz tanesi, “Hilal-i Ahmer” yardım kutularından da üç tanesi ağzına kadar yüzük, küpe ve bilezikle dolmuştur. Bunlar “Müdafa-i Milliye”ye teslim edilmişlerdir. İkinci toplantı sonunda da, hitabet kürsülerinin üzeri mücevher ve altınlarla, ellerde gezdirilen kutular paralarla dolmuştur. Bunlar da aynı şekilde teslim edilmişlerdir.
Kaynak: Balkan
Harbinde Kadınlarımızın Konuşmaları - Şefika
Kurnaz