Meşhur edebiyatçılarımızdan Nihad Sami Banarlı Bey bu hususta diyor ki;
“ ‘d’ yumuşak, ‘t’ sert
harflerdir. ‘d’ler ‘t’ye çevrilince dilde sertleşme
meydana geldi. Bilmem psikologlarımız ne derler ama biz, son zamanlarda
sokaklara dökülen terbiye dışı, kaba, sert hareket ve sözlerde bu yanlış ve
zevksiz dil sertleşmesinin büyük rolü olduğu inancındayız.”
Nihad Sami Banarlı Bey bu mevzuda, Abdülhak Hamid ile
Müderris Ferid Bey arasında geçen şu nükteyi kaydediyor:
Abdülhak Hamid ile Müderris Ferid Bey, isimlerinin son
harflerinin “d” den “t” ye çevrilmesine dair
emir geldiğinde; ismi Hamit kılığına sokulan şair, adı Ferit sertliğine bürünen
müderris Ferid Bey’e; “Nihayet senin de kuyruğuna bir ‘it’ taktılar”
deyince; Ferid Bey de “Benim hiç olmazsa ‘fer’imi bıraktılar. Senin adın hem
‘ham’ hem ‘it’e döndü” cevabını verir. (Nihad Sâmi Banarlı – Türkçenin
Sırları)
“Din”; “Tin” Olunca!
Milletimizin asırlardan beri çocuklarına verdiği “Seyfeddin, Nureddin…” gibi pek çok ismin sonundaki “din” “tin”e çevrilince, kelimelerin sertleşmesinden başka, mânâları da bozuldu, “tin”in Türkçe’de bir karşılığı yoktur. Arapçada ise “incir” mânâsına gelir. “Seyf” ise Arapçada “kılıç” demektir, “Seyfeddin”; “dinin kılıcı” iken; “Seyfettin” yazılınca “incirin kılıcı”; “Nureddin” ise, “dinin nuru” iken “incirin nuru” oldu. İsimlerin böyle bozulmasında mutlaka bir gizli maksat ve gaye olmalı!...